arama

Yeni Nesil Eğitim Nasıl Olmalı? Öğretmen mi, Mentör mü?

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Mehmet Ural
  • Beğen
    Loading...

Yazar: Zafer DEMİRKOL

Öğretim ve kariyer konusunda bir kaç satır ben de yazayım istedim.

Bence gelecek için kazanılması gereken 4 temel beceri:

1- Analitik Düşünebilme

2- Yaratıcılık

3- Birlikte çalışabilme

4- Kendi başına öğrenebilme (öğrenmeyi öğrenmek)

Özellikle ilkokulda hatta anaokulundan başlayarak çocuklara bu 4 beceriyi edinebilecek bir eğitim tasarlanmalı. Bu 4 ana başlığın pek çok alt başlıkları ve detayları var. Hepsi çok dikkatlice oluşturulup üzerinde çalışılmalı.

Makalelerimde zaman zaman bu konulara ait yapılması gerekenleri somut örneklerle anlatmaya çalışıyorum. Mesela “Analitik düşünce” becerisini geliştirmek için Matematik ve kodlama çalışmaları gerektiğini nedenleriyle açıklıyorum. Bu çalışmalar çoklu seçmeli sınavlara hazırlık için değil gerçek dünyadaki problemleri çözmeye, onlara kafa yormaya yönelik olmalı.

Bu makalemde öğretmenlere yönelik biraz daha pratik önerilerde bulunmak istiyorum.

Araştırma Yapmaya Yönlendirin

Ama eve gelip Google’da veya Youtube’da yapacakları araştırmalar değil.

Araştırma yaparken şu kriterleri gözetin:

Google ve/veya Youtube’ı yardımcı kaynak olduğunu belirtin, bunlardan doğrudan gelen bilgileri geçersiz kabul edin

Hazır sunulan, mesela sadece bir kitap, bir makale vs. gibi kaynaklardan gelen bilgilerin makaslanıp toplanmış halini kabul etmeyin, mutlaka kendisinden bir yorum, buluş, sentez yaptığı bilgiyi kabul edin.

Araştırma metodolojisini en başından itibaren deneyerek, dinleyerek , dokunarak, görerek olacak şekilde belirleyin.

Gerçek bilgiye ulaşmanın ne kadar zor ve zahmetli olduğunu anlayabilecekleri araştırmalar verin.

Gerçek kişi ve/veya yerlerde ulaşabileceği müze, sergi, mekan dolaşıp kendi notlarını aldığı bir yöntem belirleyin.

Mümkünse ilk ağızlardan dinleyebileceği kişilere ulaşmasını teşvik edin. Bu bir tarihi olaya şahitlik etmiş kişi olabilir, beyin araştırmaları yapan doktor olabilir, uygulama geliştiren programcı olabilir.

Ebeveynlerinin değil kendilerinin yorumlarını, gözlemlerini katabildiklerine emin olun.

Yeterli zaman verin, gerekirse mesela 3 ay; ama periyodik olarak ne aşamada olduklarını sorgulayın.

Mentör Öğretmenlik (veya Mentor Öğretmenlik)

Günümüzde sıkça telaffuz edilen kavramlardan biri de “Mentörlük” (veya Mentorluk da deniyor).

Ne yazık ki bu kavramın da yanlış yorumlandığı uygulamalar gözlemliyorum.

Artık eskisi gibi tahtanın başına geçip bilgi anlatmaya, aktarmaya yönelik dönem geride kaldı deniliyor. Bu kadar bilginin, farklı kaynakların olduğu bir dönemde bunun geçersiz olduğunu söyleyenler var. Bence bu kısmen doğru.

Eğer bu tanımın altı tam anlamıyla doldurulmazsa yan yollara çok açık olan bir kavramdır “mentörlük”

Aslında kaynakların farklılaşması, bilgi edinilecek yerlerin artması öğretmenlerin işini daha kolaylaştırmamıştır bence daha da zor hale getirmiştir.

Çünkü adına ister öğretmen deyin, ister hoca, ister mentör bu konumdaki kişinin bilgi ve becerisi bu kaynakları takip edebilecek, yorumlayabilecek ve bu kadar karmaşıklık arasında öğrencilerine en iyi kılavuzluğu yapabilecek seviyede olmalı.

Bir kaç kaynak gösterip sonra kenara çekilmek değildir yeni nesil öğretmenlik. Tam tersi sürekli öğrencileri ile aynı odaklanmada, aynı detayda olduğunu gösterebilen, gerektiğinde tam zamanında müdahale edip doğru yola yönlendiren, farklı bakış açılarına teşvik edendir öğretmen. Öğrencisinin o an hangi safhada olduğunu bilen, neye ihtiyacı olduğunu gören, eksiklerini kendi bilgisiyle tamamlayan, öğrencisi ile öğrenme sürecini canlı yaşayan kişidir.

Yoksa bir kaç video, bir kaç online kurs gösterip hadi bunları izleyin, bana anladıklarınızı anlatın demek değildir öğretmenlik, mentörlük adına her ne derseniz deyin.

Günümüzdeki sorun bu kadar çok verinin, bilginin olduğu yerde öğrencilerimize doğru yol haritası çizebilmektir. Sorun kaynak sorunu değil, sorun doğru yolun, becerilerin kazandırılmasıdır.

Öğretmenin en büyük görevi öğrencisinde “Merak” uyandırmaktır. Bu öğretmenlik mesleğinin en “yaratıcı” kısmıdır. Merak uyandıran öğretmen çok iyi öğretmendir bence.

Merak uyandırmanın pek çok yöntemi vardır; mesela “ihtiyaç” oluşturabilirsiniz, “hikayeleştirebilirsiniz”, “basitleştirebilirsiniz”.

Mesela ihtiyaç oluşturmaya bir örnek vereyim, diyebilirsiniz ki; “bundan sonra ödevlerinizi bulutta kendinizin temin ettiği bir saklama alanı üzerinden teslim alacağım.”

Böylece öğrenci bulut üzerinde bir saklama alanına “ihtiyacı” olduğunu bilir artık, bunun için yeterli motivasyona sahiptir. Gerisini zaten o bir şekilde araştırıp bulacaktır veya bulamıyorsa size danışacaktır.

Hikayeleştirme hemen her alanda geçerli bir yöntemdir. Burada hikayeden kastım var olmayan şeyler anlatma anlamında değil, bir konuyu duygular, espriler, tecrübeler katarak anlatmaktan bahsediyorum. O konunun geçmişi, etkilenimleri, alternatifleri ile olan ilişkisini vs. anlatabilmektir hikayeleştirme.

Hikayeler duygulara hitap eder, öğrenme duygularla doğrudan bağlantılıdır. Duygulara dokunmadığınız sürece öğrencilerinize bir şey öğretemezsiniz. Dünyanın en iyi videolarını, en iyi kurslarını kaynak gösterin, bunları duygularla bağlantılandırmazsanız o bilgiler anında uçar gider. Hikayeleştirme duygulara en iyi hitap eden yöntemlerden biridir. Tecrübe etmekte öyle. Hikayeleştirebilmeniz için konuya çok iyi hakim olmalısınız. Aynı şekilde esprili anlatmak için de konuya hakim olmanız çok önemli.

Anlattığınız konuya heyecan katmakta bir duygudur. Heyecanlı olun. Mesleğini, konusunu seven öğretmenler zaten bu heyecana sahiptir ve bu hemen öğrencisine de yansır.

Daha önce sosyal medya hesaplarımda paylaşmıştım, bence öğretimde kritik 4 başlık var:

Merak uyandırmayı yukarıda anlattım. “Basitleştirme”, “zenginleştirme” ve “pekiştirme” konuya hakim olan öğretmenlerce yapılabilen diğer yaratıcı öğretme teknikleridir. Bunlar etrafta hazır bulunan araçlar değildir, sizin kendinizin oluşturmanız gereken öğretmenliğin yaratıcı taraflarındandır. Zaten bunun için “öğretmenlik” yaratıcı bir meslektir, hem sürekli öğrenmeyi hem de yaratıcı olmayı gerektirir.

Araçlar, Amaçlar

Yukarıda öğretme eylemi için gereken soyut kavramları anlatmaya çalıştım. Bunların yanına belki bir kaç nokta daha gelebilir benim atladığım, aklıma geldikçe yazıyı güncellerim. Bunların haricindeki her şey araçlar sınıfına girer, mesela “video izletmek” bir araçtır ve asla öğretimin, öğretmenin, mentörün vs. nin yerini alamaz. Teknik kitaplar, araştırmalar bunların hepsi öğrenmeye giden yoldaki araçlardır. Tersten söylersem öğrenci sadece “youtube” videosu izleyerek, sadece o konuda kitap okuyarak, araştırarak,proje yaparak öğrenmez. Bu ve bunun gibi araçların güzel sentezlenmiş kurgusuyla öğrenme gerçeklenir. Bu kurguyu yapacak olan da öğretmendir.

Birlikte Çalışabilme

Birlikte çalışabilme ile ilgili yukarıda linklerini verdiğim makalelere bir göz atmanızı tavsiye ederim. Ama burada da bir kez daha altını çizeyim, birlikte çalışabilme, dünyanın neresinde olursa olsun, ortak bir amaç için bir araya gelmiş insanların, organize ve sistematik bir şekilde bir ürün çıkarmasıdır. Bugün dünyanın en büyük firmaları, geliştirmek istediği ürünleri açık kaynak yaparak herkesin katılımını sağlamaya çalışıyor. Birlikten kuvvet doğar, mühim olan bu birliği oluşturabilmek, yönetebilmek, gücü ve yaratıcılığı ortaya çıkarabilmektir.

Tabii bu kuru kuruya yapılacak bir iş değil, bunun için pek çok araç kullanılıyor. Sistematik paylaşıma, takibe, disipline yönelik pek çok araç. Bu araçların en meşhurlarından biri GitHub dır. Ama tek değil, GitHub benzeri pek çok araç var. Bunlardan biri konusunda kendinizi geliştirin ve öğrencilerinizi bunlarla çalışmaya teşvik edin. Mesela ortak bir hikaye oluşturmayı önerin.

Bulutu yetkin bir şekilde kullandırmayı öğretmekte birlikte çalışabilmeye iyi bir adımdır. Bunu ayrı bir başlıkta inceleyeceğim, önemli.

Not almak da çok önemli, öğrencilerde gözlemlediğim en büyük eksikliklerden biri not alma alışkanlıklarının olmaması. Not almanın da teknikleri vardır, bunu öğrenin, öğretin. Son yıllarda öğrenciler maalesef cep telefonlarıyla tahtada yazdığınız şeylerin fotoğrafını çekiyorlar, buna izin vermeyin, not almaya yönlendirin.

İletişim Becerisinin Geliştirilmesi

İletişim becerilerinin geliştirilmesi de çok kritik bir yetkinliktir. İletişim becerisini geliştirmesinin en kritik noktası çocuğun anadilini iyi kullanabilmesidir. Çocuğun “anadilini” zengin bir kelime haznesiyle kullanabilmesi son derece önemlidir. Bu analitik zekaya giden en önemli yapı taşlarından biridir. Anadilini iyi kullanamayan birisi Analitik düşünce becerisine sahip olamaz. Bu bütün her şeyin başlangıcıdır, biliminde, sanatında, kodlamanın da, yapay zekanın da.

Onun için öğrencilerinizi bolca “çeviri olmayan” kitaplar okumaya, özellikle Türk klasiklerini okumaya teşvik edin. Kendilerini kestirme, deforme olmuş kelimeler yerine daha zenginleştirilmiş cümlelerle anlatmalarına teşvik edin. Youtube da video izlemenin düşünsel ve dil becerilerine büyük bir katkı sağlamayacağını esas olanın kitap okumak olduğunu anlatın ve siz de mesela tenefüslerde kitap okuyun, anneler babalar akşamları bir saatte olsa çocuklarının yanında kitap okusun.

Sınıfta bolca düşünce üretmeye yönelik münazaralar oluşturun, gerekirse kullandıkları kelime, kavram sayısını tespit ederek her seferinde bunu arttırmaya yönelik çalışmalar yapın. Kullandıkları kelimelere, kavramlara alternatifler sunun.

Bir şeyi yapmanın ne kadar zor olduğunu, halbuki yıkmanın çok kolay olduğunu örneklerle anlatın. Sürekli eleştirmek yerine, şikayet ettikleri konuda bir şeyler üretmenin ne kadar kıymetli olduğunu anlatın.

İletişim becerilerinde “dinleme” çok ama çok önemli bir yetkinliktir. Öğrencilerinize “dinlemeyi” öğretin, gerçekten karşısındakinin ne anlattığını, onun anlattığı ile kendisinin anladığının aynı olup olmadığının sağlamasının yapılmasını vs. gibi teknikleri gösterin.

Dinlemenin konuşmaktan daha değerli olduğunu örneklerle gösterin.

Empati, sorun çözme gibi başka iletişim tekniklerinden bahsedin.

İletişim becerilerinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilme becerisi için de kritik önemdedir.

Bulut ve Ötesi

Eskiden beri web vardı, şimdi ise bu bulut oldu. Tabii aslında en anlaşılmayan kavramlardan biri de bulut. Bulut denince akla veri saklanan alan geliyor. Bu belki de bulutun en son özelliklerinden biridir, veri saklama işi zaten web’de eskiden beri vardı.

Peki o zaman nedir bulut? Aslında bulut web’in uygulama yapılabilir özel bir halidir. Diğer bir ifadeyle web’in iş yapan hali. Örneğin biz artık bir uygulamayı bulut için tasarlayıp, kodlayıp oradan çalıştırabiliyoruz. İnternete bağlı cihazlarla senkronize çalışıp (IOT) onlarla haberleşen, iş yapan, kompleks sistemleri bulut üzerinden tasarlayabiliyoruz. Değerler alıyor değerler gönderiyoruz, bulut üzerinden komutlar verebiliyoruz, yapay zekayı çalıştırabiliyoruz. Bulut sayesinde normal koşullarda erişemeyeceğimiz ana bilgisayarların gücüne erişip, inanılmaz bir işlem gücünü kullanabilir hale geliyoruz. Bütün cihazlarımızla senkronize çalışabiliyor, dilediğimiz her yerden her bilgiye, veriye erişebiliyoruz. Diğer bir değişle artık web’in uygulama geliştirme platformudur bulut.

İyi bir pratik olarak öğrencilerinize, bulut üzerinde senkronize çalışma araçlarını tanıtabilir, kullanmalarını teşvik edebilir, herhangi bir uygulamayla, cihaza bağlı kalmadan her an her yerde çalışabilecek bir alt yapıyı oluşturmalarına yardımcı olabilirsiniz.

Mesela USB veri saklama cihazlarını kullandırtmayın. Virüs taşıdıkları için hem güvenli değil hem de evde unuttum, bozuldu vs. gibi mazaretlere konu olabiliyor. Öğrencilerinizin ödevlerini, sunumlarını vs. gibi dokumanlarını kendilerini e-posta atarak saklama gibi bir alışkanlık edinmelerine izin vermeyin. Onun yerine bütün cihazlarıyla senkronize çalışabilen online ofis hizmetlerine yönlendirin. Üstelik bu servislerin çoğu öğrencilere ücretsiz.

Bulut uygulamalarını kullanmaya teşvik edin. Örneğin yerel bir e-posta programı yerine online e-posta kullanmasına teşvik edin. Yerel (yüklenip kullanılan) dokuman programları yerine, online dokuman programlarını kullanmaya teşvik edin. Mesela “Google Docs”, “MS Office 365” oldukça kullanışlı servislerdir.

Printer, fotokopiyi yasaklayın, hem ağaç kıyımını önlersiniz hem de senkronize online çalışmaya teşvik etmiş olursunuz.

Kendi Başına Öğrenebilme

Kendi başına öğrenmek gelecek için kritik becerilerden biri, nedeni çok basit, teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki, artık herhangi bir konu da güncel kalabilmek, başkalarının o konuyu size anlatmasıyla mümkün değil. Eğer o konuda iyi bir seviyedeyseniz (eğer değilseniz önce o seviyeye gelmek için başkalarından yardım alarak öğrenin) diğerleri ancak sizinle bilgilerini paylaşabilir, bir şey öğretemez çünkü onlarda öğrenme sürecindedirler. Siz de öğrendiklerinizi paylaşabilirsiniz. Bu böyle sürer gider. Yani her an öğrenme durumu içinde olmamız, öğrenmeyi öğrenmemiz gerekir.

Bunun birinci koşulu sabırdır. Öğrencilerimize bilgiyi edinmenin ne kadar emek, sabır gerektirdiğini anlatmalıyız. Kendi başına öğrenme sürecinin meşakkatini, farklı kaynaklara, farklı bakış açılarına önem vermenin değerini, “nedenlerin” neden önemli olduğunu, bütün bunları sentezleyip, içselleştirip beceriye dönüştürmenin gerçek bilgiye giden yol olduğunu anlatmalıyız.

Benim gözlemlediğim hep “Nasıl” larla ilgili olunduğu, halbuki “Neden” ler en az onun kadar önemlidir. “Nasıl” bir şeyin nasıl yapıldığını gösterir, “Neden” ise farklı bir durumla karşılaştığınızda yapmanız gerekene yardımcı olur; gelişmeyle, yaratıcılıkla ilgilidir.

Öğrencilerinizi “hata” yapma korkusundan arındırmaya çalışın, hatta hata yapmaları için teşvik edin. “Hata” hayatın her alanında en önemli öğrenme aracıdır. Hata yapmayan insan öğrenme sürecinde değil demektir. Onun için hata yapmanın aynı zamanda olumlu gelişime, öğrenime ait bir şey olduğunu anlatın.

Ayakkabı Bağlamak ve Diğer Beceriler

Sokakta yürüdüğünüzde dikkat edin, ciddi bir oranda kişinin ayakkabı bağcıklarının çözülmüş olduğunu görürsünüz. Eğitim böyle bir şey işte. Bazen okyanusları geçeriz ama ayakkabılarımızı bağlayamayız. Tabii burada “ayakkabı bağlamak” simgesel bir örnek. Bunun gibi temel yapılması gereken onlarca küçük beceri sıralayabilirim, tam anlamıyla yapılamayan.

Çocuklara ayakkabı bağlamayı öğretmek (veya tırnaklarını kesmesini, eşyalarını toplamasını vs.) sadece ailenin işi değil, okulunda destek olması, öğretmenlerinin de takipte olması gereken konulardır bunlar. Bu tip “Angarya” görünen işler aslında geleceğe hazırlanması için çok büyük şeyler ifade eder. (Bu konuda sayın hocamız Acar Baltaş’ın çok güzel tespitleri var, lütfen youtube’dan videolarını bulup izleyin, emin olun çocuğunuz, öğrencileriniz için çok iyi bir yatırım olur.)

Bir kere çocuğa hayatta esas işlerin yanında yapılması gereken pek çok iş’de olduğunu gösterir. Sadece yapmayı sevdiği işleri değil, yapması gereken işleri de yapmayı öğretir.

Bu işlerin hayatın doğal akışı içinde olduğunu öğrenir. Peki öğretmenler nasıl yardımcı olabilir burada: “mesela ayakkabısını düzgünce bağlamamış ve/veya sürekli çözülen öğrencisine bir süre verip, o süre içinde doğru tekniği öğrenmesini isteyebilir, bu konuda ailelere göre daha avantajlı bir otoritededir çünkü öğretmen, ondan sonrasını zaten öğrenci halleder.

Ayakkabı bağcığı yerine bir sürü kolay çözüm geldi, ayakkabı bağı yerine onları kullanırım demek bir çözüm değildir. Ayakkabı bağlamak üst düzey bir el becerisidir. Elbiselerini katlaması, odasını, çantasını, masasını toplaması vs. hep ailelerin ve öğretmenlerin üzerinde dikkatle durması gereken konulardır. Bu angarya gibi duran detaylar çocuğu geleceğe hazırlayan eğitimin bir parçasıdır.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Geldikçe de yazıyı güncelleyeceğim. Bütün öğretmen ve öğrencilere başarılar diliyorum.

Kaynak: https://www.linkedin.com/pulse/yeni-nesil-e%C4%9Fitim-nas%C4%B1l-olmal%C4%B1-%C3%B6%C4%9Fretmen-mi-ment%C3%B6r-m%C3%BC-zafer-demirkol/?published=t

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.