DOLAR

32,9221$% 0.07

EURO

35,7912% -0.24

STERLİN

42,5172£% -0.1

GRAM ALTIN

2.546,40%0,46

ONS

2.406,50%0,43

BİST100

11.049,69%-1,10

a

1950’lerde Türkiye’de Yapay Zeka – Cahit Arf

Günümüzün en devrimci teknolojisi diyebileceğimiz Yapay zekâ da diğer birçok arayış gibi düşlerle başlamış. Yüzyıllar önce filozoflar, insanlar gibi düşünebilen sistemler hayal etmişler. Tüm bu hayallerin günümüz yapay zekâ teknolojilerine ulaşması için felsefe, mantık, biyoloji, psikoloji, istatistik, mühendislik gibi birçok disiplinde elde edilen gelişmelerin katkılarına ihtiyaç vardı kuşkusuz. Bilimsel ve teknolojik buluşlar hiçbir zaman aniden ve tesadüfen olmuyor. Uzun çalışmalar, emekler ve birçok insanın katkıları üst üste konarak ilerleniyor ve sürecin sonunda yine çok değerli bir bilim insanın veya ekibin adıyla bu gelişmeleri tarihe kaydediyoruz. Yapay zekâ’nın fikir babası 1950’lerde “Makineler düşünebilir mi?” sorusunun cevabını arayan İngiliz bilim insanı Alan Turing olarak kabul edilir. İlk kez “Yapay Zeka” terimi ise 1956 yılında İngiltere’de New Hampshire’da bulunan Dartmouth College’da yapılan bir çalıştayda John McCarthy tarafından kullanılmış.

Alan Turing ve Turing Testi

Bilgisayar biliminin kurucusu olarak tarihe geçen Alan Turing aynı zamanda matematikçi ve kriptolog. 1912’de İngiltere’de doğan Turing yaptığı ilk mekanik bilgisayarın mucidi ve tasarladığı sistem ile 2. Dünya savaşında Alman Enigma makinelerinin şifresini kırarak savaşın sonunu hızlandırmış ve birçok insanın daha ölmesinin önüne geçmiş bir bilim insanı.

Alan Turing bilime olan son derece önemli katkılarına rağmen eşcinsel olması nedeniyle yaşadığı dönemdeki kurallar gereği İngiltere’de ilaçla hadım edilme cezasına çarptırılıp ağır ilaçlar almış ve zamanla zihin yetilerinde de azalma olmuş ve maalesef sonunda evinde ölü bulunmuş. Rivayete göre başucunda içine siyanür enjekte edilmiş bir de ısırılmış elma varmış. Apple kurucusu Steve Jobs’un Turing’e hayran olduğu ve Apple’ın logosundaki ısırılmış elmanın da buradan geldiği söylenir.

Alan Turing bir bilgisayarın insan gibi düşünüp düşünemediğinin ölçüldüğü bir test tasarlamış. Bu teste göre jüri bir odada göremediği 2 adaya sorular sorarak aldığı cevaplardan hangisinin insan hangisinin makine olduğuna karar veriyor. Turing testi bugüne kadar hala geçilememiş bir test ve her yıl tekrarlanıyor.

Türkiye’de Yapay Zeka – Cahit Arf (1950’ler)

Microsoft ve uluslararası danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young)’ın hazırladığı bir araştırma raporuna göre Türkiye, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki şirketlerin yapay zeka kullanım açısından lider konumunda. 100 şirketin katıldığı araştırmada alınan bazı sonuçlar şöyle:

Türkiye’deki şirketlerin yüzde 35’i pilot yapay zeka teknolojilerini aktif olarak kullanıyor. Şirketlerin yüzde 15’i yapay zeka olgunluğu açısından kendilerini gelişmiş olarak değerlendiriyor. Türkiye’de yapay zeka, en çok tahminleme, otomasyon, içgörü oluşturma, hizmetlerin kişiselleştirilmesi ve önlem alma yeteneklerine sahip olmak için kullanılıyor. Şirketler, kullanım yoğunluğuna göre, en çok makine öğreniminden faydalanıyor. Günümüz Türkiye’sinde yapay zekâya olan ilgi ve uygulamalar giderek artarken, ülke olarak bu konularda ne kadar zamandır emek veriyoruz diye baktığımızda 1950’lerde dünyada bu konuda ilk adımlar atılırken Türk Bilim insanlarının da benzer konuları çalıştığını görmek hepimiz mutlu ediyor. 1959 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde Ord. Prof Dr. Cahit Arf “Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?” konulu bir çalışma sunuyor.

Bugün 10 TL’nin üzerinde resmi olan kişi değerli bilim insanımız Cahit Arf . Matematik profesörü olup TÜBİTAK bilim ödülü kazanmış bir bilim insanı. Ülkemizin yetiştirdiği çok önemli değerlerden biri olan Cahit Arf’ın Matematik literatürüne “Arf Halkaları”, “Arf Değişmezleri”, “Arf Kapanışı” gibi kavramların yanı sıra “Hasse-Arf Teoremi” ile anılan teoremleri kazandırmış. Dünya matematik literatürüne “Arf Teoremi” ile giren ve “Türkiye’nin Einstein”ı olarak kabul edilen Cahit Arf, bilime verdiği değer ile örnek bir insan olarak yer almış. Matematiğin biyoloji bilimi içindeki olası uygulamaları üzerinde çalışmalar yapmış. 1948’de İnönü Ödülü’nü, 1974’de TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980’de İTÜ ve KTÜ Onur Doktorası, 1981’de de ODTÜ Onur Doktorası’nı almış. Genç yaşta Mainz Akademisi Muhabir Üyeliğine seçilmiş ve Türkiye Bilimler Akademisi Onur Üyesi olmuş, 1994’te Fransa’da “Commandeur des Palmes Academique” ödülünü kazanmış.

Cahit Arf’ın akıllarda kalan matematiğe dair şu sözleri de değerini koruyor: ”Ben matematiğe hayatımı adadım, karşılığında bana hayatımı geri verdi.”

Dünyada yapay zeka tanımının daha yeni yeni yapıldığı 1950’li yıllarda bir Türk bilim insanının dünya ile aynı zamanda bu konularda çalışmış olması hepimizi gururlandırıyor. Genç yazılımcılarımızın dünya çapında üretimler yapamaması için hiçbir sebep yok, onlara güveniyoruz.

Kaynak: https://turk-internet.com/1950lerde-turkiyede-yapay-zeka-cahit-arf/

1959 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde Ord. Prof Dr. Cahit Arf “Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?” konulu bir çalışmasının PDF’sine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Microsoft 10 Modüllük Ücretsiz ve Sertifikalı Yapay Zeka Eğitimi

HIZLI YORUM YAP